Denizli 29°C
18 Haziran 2019 - Salı
Ramazan'da beslenme nasıl olmalı? Uzmanından Öneriler

Denizli Merkezefendi Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyeni Huri Hüdanur Ulutürk sağlıklı bir beslenme programı ile Ramazan ayını zinde bir şekilde geçirmenin mümkün olduğunu, bunun da iftardan sahura kadar olan süreçte karbonhidrat, protein, yağ gibi besin öğelerinin yeterli ve dengeli alınarak sağlanabileceğini söyledi.

Ramazan ayıyla birlikte beslenme düzeninde değişiklikler meydana geldiğini ve günlük öğün sayısı
azalmasına rağmen tüketim miktarının arttığını söyleyen Diyetisyen Hüdanur Ulutürk Ramazanda sebze ve
meyve tüketiminin yerine; et ve et ürünleri, pilav, makarna ve tatlı tüketiminin arttığını söyledi.  

Sahuru Atlamayın
Ramazan ayında iki ana öğünden biri olan sahurun mutlaka yapılması gerektiğinin altını çizen
Ulutürk; “Sahurun atlanması durumunda, kan şekeri erken saatlerde düşmeye başlayacaktır. Bu durumda
hipoglisemi belirtilerinden olan el ayak titremesi, soğuk terleme ve aşırı öfke hâli gözlenebilir. Sahurda,
kahvaltı şeklinde bir öğün sağlıklı bir seçim olacaktır. Hafif, zeytinyağlı yemekler ile çorbalar da duruma
göre tercih edilebilir. Gün boyu kan şekerimizi dengede tutabilmek ve tokluk sağlayabilmek için posa
içeriği yüksek tam buğday, çavdar veya yulaflı ekmek tüketmeliyiz. Tokluk vermesi ve yeterli protein
alımını sağlaması açısından peynir, yoğurt, süt, yumurta gibi besinlerin sahurda bulunması önemlidir.
Sahurda tüketilen çok yağlı ve şekerli besinler, bir yandan hazımsızlığı arttırırken diğer yandan susuzluk
hissini kuvvetlendirir.” dedi.

İftar İçin İyi Bir Alternatif: Su, Hurma ve Çorba
Uzun süren bir açlık ve düşen kan şekeri sonrasında yağ ve şeker oranı yüksek, zengin bir sofraya
oturulduğu anda kişinin kendisini kontrol etmekte zorlandığını ve hızlı bir şekilde fazla yiyecek
tüketebildiğini anlatan  Hüdanur Ulutürk yapılması gerekenleri şu şekilde anlattı: “İftar öğünlerimizde su,
hurma ve çorbayla oruç açılması iyi bir alternatif olabileceği gibi oruç açtıktan sonra 10-15 dakikalık bir
ara verilebilir. Böylelikle beynimiz doyma hissini algılar ve sofraya döndüğümüzde yeme isteğimizin
azalmış olduğunu fark ederiz. Yemeğe başladığımız zaman ise önemli olan yavaş yemek ve lokmaları tam
çiğnemektir.  Bunlara dikkat etmeyerek uzun süre açlıktan sonra karbonhidrat ve yağ oranı yüksek besinleri
tükettiğimizde kan şekerinde yükselme, hazımsızlık, bulantı, gaz, midede yanma hissi ve reflü gibi sağlık
sorunları ile karşı karşıya kalabiliriz. Makarna, pilav gibi besinleri az yağlı hazırlamaya özen göstermeli
veya tüketim miktarını sınırlı tutmalıyız ve bu besinleri ekmeğe tercih etmemeliyiz. Kızartmalar yerine
haşlama, ızgara veya fırında pişirilmiş besinleri tercih etmeliyiz. Salata, yoğurt veya ayran iftar
sofralarımızda yerini almalı. Kronik hastalığı olan bireyler oruç tutacaksa mutlaka doktoruna danışmalıdır.
Tatlı tüketilmek istendiğinde şerbetli, hamurlu tatlılar yerine az şekerli sütlü tatlılar, meyveler tercih
edilebilir. Fakat bu tatlıların sıklığı ve miktarı kontrol altında olmalıdır. İftardan yaklaşık 45-60 dakika
sonra önerilmektedir. Ayrıca metabolizmamızın sağlıklı bir şekilde işleyişini sağlamak, hâlsizlik ve
yorgunluğu en aza indirebilmek için en az 10 bardak su içmeliyiz. Kızartmalardan pilav makarnalara ve
tatlılara kadar çeşidi bol olan mükellef sofralarla tıka basa tokluk hissettiğimiz öğünlerden ziyade hafif,
sağlıklı besin zengin çeşitlilikte, yeterli ve dengeli besin öğelerini içeren sofralarımız ile Ramazan ayımızı
zinde ve sağlıklı bir şekilde geçirebiliriz” dedi. 

Uz. Dr. Berna ÖZTÜRK
İL SAĞLIK MÜDÜRÜ


Bunları gördünüz mü ?
Kanal Denizli | Denizli'de Haberin Merkezi | 2017 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web