AYASOFYA İBADETE AÇILACAK MI? | Kanal Denizli | Denizli Haber | Haber Denizli
Kanal Denizli | Denizli Haber | Haber Denizli

AYASOFYA İBADETE AÇILACAK MI?

Son günlerin en çok tartışılan gündemi Ayasofyanın statü değiştirerek Cami olması polemiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da dile getirdiği ve konunun takibi için gerekli talimatları verdiğini ifade ederken, karar sürecinin Danıştay tarafından 2 Temmuz da açıklanacağını duyurmuştu. Uzun yıllardır tartışma konusu olan Ayasofya, ilk defa bu kadar ciddi bir şekilde tartışma konusu olmuş durumda. Peki Ayasofyanın tarihi ne zamana dayanıyır, Fatih Sultan Mehmedin vasiyeti neydi? Niçin ve Nezaman müzeye dönüştürüldü ve tekrar cami statüsü kazanması için karar ve yetki merci kimde?

 

Ayasofya Bizans İmparatoru 1. Justinianus tarafından, 532-537 yılları arasında dönemine göre 5 yıl gibi kısa bir sürede İstanbul’un tarihi yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup 1453 yılında İstanbul’un Osmanlılar tarafından alınmasından sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür.

Eyliya Çelebinin seyehatnamesinde Ayasofyanın yapımı ile ilgili.

Seyahatnamede şu bilgiler yer alıyor:

“Ayasofya’nın inşası için yer, Ahırkapı seviyesine kadar kazılınca yer altından sular fışkırdı. Tam bir ay bu temel içinde ateşler yakıp kurşun akıttılar. Sanki mavi-lacivert bir kurşun denizi oldu. Bu kurşun denizi temelde senelerce durduktan sonra İğnados isimli yapıcı bir mühendisin nezaretinde 30 bin işçi, 7 bin amele ve 3 bin usta toplanarak gerekli görüşmelerden sonra kurşun temel üzerine direkler, kemerler ve kubbeler yaptı. Altı su sarnıcı olduğu için zelzeleden korkmamak ve muhafazalı olmak düşüncesiyle temelini önce böyle tamamladılar ve sarnıcı su ile doldurdular. Daha sonra Ayasofya’nın dört duvarının yapılmasına başladılar ki, bunun kuruluş ölçülerini seyreden hayran olur ve yapı şeklini ve yüksek binasını görenlerin başları döner ve sersemleşir.

 

NE ZAMAN CAMİ OLDU VE NE YAŞANDI

Sultan 2. Mehmet’in 1453’te İstanbul’u fethinden sonra Ayasofya’da ilk cuma namazını kıldığına da değinen Evliya Çelebi, seyahatnamesinde şunları kaydediyor:  “Gazi Mehmet Han, bu eski mabedi pisliklerden, putlardan temizletip öd ve amberler yakıp, cami içinde mihrap, minber, mahfil ve minare ile o cennet görünüşlü makamı ibretle temaşa edilecek cennet-ül firdevs gibi cami haline getirdi. Evvela cuma gününde bütün gaziler hazır olup salalar okunup, müezzinler ‘innallahe ve melaiketehu’ ayetini hazin bir sesle okumaya başlayınca Akşemseddin Hazretleri, Sultan Mehmet’in koluna girip büyük bir saygı ile minbere çıkarıp yüksek sesle ‘Alemlerin Rabb’ine hamdolsun.’ deyince büyük gazilere bir hal olup bir sevinç feryadı koptu.

 

FATİH SULTAN MEHMET’İN AYASOFYA VASİYETİ

İstanbul Fatihi Sultan Mehmed Han, Ayasofya Camii’nin ve vakfının korunmasına ilişkin yayınladığı vakfiyesinde şu ifadelerde bulunuyordu:

Allah’ın yarattıklarından Allah’a ve O’nun rüyetine iman eden, ahirete ve onun heybetine inanan hiçbir kimse için, sultan olsun melik olsun, vezir olsun bey olsun, şevket ve kudret sahibi biri olsun hâkim veya mütegallib (zâlim ve diktatör) olsun, özellikle zâlim ve diktatör idareciler tarafından tayin olunan, fâsid bir tahakküm ve bâtıl bir nezâret ile vakıflara nâzır ve mütevelli olanlar olsun ve kısaca insanlardan hiçbir kimse için, bu vakıfları eksiltmek, bozmak, değiştirmek, tağyir ve tebdil eylemek, vakfı ihmal edip kendi haline bırakmak ve fonksiyonlarını ortadan kaldırmak asla helal değildir!

Kim ki, bozuk teviller, hurafe ve dedikodudan öteye geçmeyen bâtıl gerekçelerle, bu vakfın şartlarından birini değiştirirse veya kanun ve kurallarından birini tağyir ederse; vakfın tebdili ve iptali için gayret gösterirse; vakfın ortadan kalkmasına veya maksadından ve gayesinden başka bir gayeye çevrilmesine kast ederse, vakfın temel hayır müesseselerinden birinin yerine başka bir kurum ikame eylemek (temel müesseselerden birinden taviz vermek) ve vakfın bölümlerinden birine itiraz etmek dilerse veya bu manada yapılacak değişiklik veya itirazlara yardımcı olur yahut yol gösterirse; veya şer’i şerife aykırı olarak vakıfta tasarruf etmeye azm eylerse, mesela şeriata ve vakfiyeye aykırı ferman, berat, tomar veya talik yazarsa veyahut tevliyet hakkı resmi yahut takrir hakkı resmi ve benzeri bir şey talep ederse, kısaca batıl tasarruflardan birini işler yahut bu tür tasarrufları tamamen geçersiz olan yazılı kayıtlara ve defterlere kaydeder ve bu tür haksız işlemlerini yalanlar yumağı olan hesaplarına ilhak ederse, açıkça büyük bir haramı işlemiş olur, günahı gerektiren bir fiili irtikâb eylemiş olur. Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların la’neti üzerlerine olsun. “Ebeddiyyen Cehennemde kalsınlar, onların azapları asla hafifletilmesin ve onlara ebeddiyyen merhamet olunmasın. Kim bunları duyup gördükten sonra değiştirirse, vebali ve günahı bunu değiştirenlerin üzerine olsun. Hiç şüphe yok ki, Allah her şeyi işitir ve her şeyi bilir.”

 

NE ZAMAN MÜZE OLDU

Ayasofya, Bakanlar Kurulu’nun 24 Kasım 1934 tarih ve 7/1589 sayılı kararıyla müzeye çevrilmiştir.

Ayasofya tartışması büyüyor! 'Sahte imza' iddiası kafaları ...

 

STATÜNÜN DEĞİŞTİRİLMESİ İÇİN YASAL SÜREÇ NASIL İŞLER

“Ayasofya, 24 Kasım 1934’te Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye dönüştürülmüştür. İdari bir tasarruf her zaman da geri alınabilir. Bir idari işlemin ‘yetki, sebep, şekil, konu ve maksat’olarak bir hukuka aykırılığı varsa iptali istenebilir. Açılan bu davada ret kararı verilmesi beklenir. Bu işlem, sebep, şekil, konu ve maksat açısından hatalı değildir. Hukuka uygundur. İdarenin takdir yetkisi kapsamında Ayasofya müze olarak kullanılabilir, cami olarak da ibadete açılabilir.”

Öte yandan, bu süreçte cumhurbaşkanlığı kararnamesi ya da yasayla yeni düzenleme yapılırsa Ayasofya, idarenin takdiriyle yeniden cami statüsü kazanacak ve ibadete açılabilecek. Danıştay’ın ret kararı hükümetin bu tasarrufuna engel oluşturmayacak.

 

PEKİ UNESCO NE DİYOR?

UNESCO Dünya Kültür mirası listesinde olan Ayasofya ile ilgili UNESCO ne dedi.

“Dünya Mirası Koruma Sözleşmesi’nin hayata geçirilmesiyle ilgili tüm kararlar, Dünya Mirası Komitesi tarafından alınıyor. Sözleşmede imzası olan bir ülkenin, bir anıtın ismini değiştirme kararını alıyorsa bu değişikliği komitenin onayına sunmalı” dedi.

Kaynak, “UNESCO, komitenin çalışmaları için hazırlıklar yapar, ama hiçbir şekilde kararlarını tahmin edemez” diye ekledi.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ