Eğitim Haber Girişi: 06.09.2021 - 11:10, Güncelleme: 06.09.2021 - 11:10

Öğrencilerin okula adaptasyonu nasıl sağlanabilir?

 

Öğrencilerin okula adaptasyonu nasıl sağlanabilir?

Tüm kademelerdeki sınıflar yüz yüze öğrenime geçti. Uzmanlara göre öğrencilerin başarısı için, 1,5 yılda kaybedilen beceriler okula adaptasyonla yeniden kazandırılmalı.
İlk öğretim, orta öğretim, lise... Okullar tüm kademeleriyle 5 gün yüz yüze eğitime geçti. Yüz yüze eğitim, özellikle ilk ve orta okullar için öğrenmenin en etkili yolu. Uzun süre evden eğitim gören bu yaş grupları için uzmanlar okula uyum programlarının önemine değiniyor. Peki okula uyum nasıl gerçekleştirilmeli ve çocukların eğitiminde neyi iyileştiriyor? Bu konuyu tüm detaylarıyla Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Temel Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Firdevs Güneş ile konuştuk. Güneş, "Okula uyum 3 aşamada düşünülmeli" diyor. Fiziksel, zihinsel ve psikolojik... Çocukların okula fiziksel, zihinsel ve psikolojik uyumu Öğrencilerin okula yeniden uyum sağlaması aşamasında önce fiziksel uyum üzerinde durulmalı. "Fiziksel uyumda uyku düzeni, beslenme, hazırlanma, kıyafet ve benzeri alışkanlıklar ister istemez yüz yüze eğitimde değişecek. Çocukların daha hızlı hareket etmesi gerekiyor, bunun için de onları hazırlamak gerekecek." Arkasından zihinsel uyum... "Okulda öğretmenleri ve arkadaşlarıyla birlikte eğitim alma, öğrenme çok daha etkili olduğu için çocuğa bunu vermemiz gerekiyor. Yani zihni buna hazırlamamız çok önemli. Okulu, sınıfları, arkadaşlarını görmesi, derse hazırlanması zihinsel uyum için hazırlayacak." Son olarak psikolojik uyum... "Okul heyecanı vermemiz, eğitim heyecanı vermemiz gerekiyor. Bu arada gelecek planlaması da çok önemli. Yani çocuklara bu süreçte bunlar sorulmalı; ileride ne olmak istiyorsun, hangi mesleği seçmek istiyorsun, geleceği nasıl planlamak istiyorsun gibi bu tür sorular çocuğu okula, eğitime güdüler, heyecan oluşturur ve okula devamını getirir." Çocuklar 1,5 yıldır okullarından, öğretmenlerinden ve arkadaşlarından uzakta... Öğrencilerin kaybettiği becerilerin gözlenmesi ve yeniden kazandırılmasında en büyük görev öğretmenlere düşüyor. "Uzaktan eğitimde çocuklar bazı günler okula gitti, bazı günler gitmedi. Hiç gitmeyen sınıflar oldu. Bu çocuklar ister istemez süreçten etkilendi. Sosyal uyuma da dikkat edilmesi gerekiyor. Çünkü arkadaşlarını da unuttu çocuklar. Sınıfta birlikte arkadaşlarıyla iş birliği yapabiliyor mu, birlikte hareket edebiliyor mu, sohbet edebiliyor mu buna da dikkat edilmeli. Ortak oyunlar, birlikte hareket etme, iş birliği yapma düzeylerine bu süreçte dikkat edilmeli." "Adaptasyon, telafi dersleriyle yapılmalı" Kanada'da uzaktan eğitim sürecinde yapılan bir araştırma, bazı öğrencilerin eğitimden koptuğu, okul açıldıktan sonra ise eğitime devam etmediği görüldü. Bu oran araştırmaya göre kızlarda yüzde 10, erkeklerde yüzde 17 okul terki olarak kayıtlara geçti. Prof. Güneş, okulların açılmasıyla benzer incelemelerin Türkiye'de de yapılması gerektiğini söylüyor. Bir başka araştırmanın adresiyse İngiltere... İngiltere Eğitim Standartları Ofisinin (OFSTED) araştırması salgın sürecinde İngiltere'deki çocukların dil ve sayısal becerilerinin, 2017 yılının gerisinde kaldığını gösterdi. Becerilerini kaybeden çocuklar, telafi programlarına alındı. Uzaktan eğitimle dil ve sayısal becerilerin geliştirilemediğine, becerinin uygulayarak gelişebileceğine dikkat çeken Prof Dr Firdevs Güneş, "Bilgi kaybını kapatabiliyoruz ama konuşma, okuma, yazma becerilerini bir günde geliştiremeyiz. Bunun için bir süre gerekiyor" diye konuştu. "Türkiye'de geçtiğimiz yıl, 'Okuyorlar ama çok iyi yazamıyorlar' açıklamaları yapılıyordu. Bizim çalışmalarımızda da bu yönde bilgiler var. Okuma-yazma, dil becerileri son derece önemli. Beceriler sürekli uygulanmazsa geriler. İkinci ve üçüncü sınıflarda okuma-yazma becerilerinin ne kadar gerilediği araştırılmalı. Birçok ülkede gerilediği araştırmalarla ortaya kondu. Çocuklar uzaktan eğitimde bazı söylenilenleri yaptılar ve çok konuşmadılar. Konuşma becerilerinin epeyce gerilediği düşüncesindeyim. Çocuklar konuşturulmalı, tahtaya kaldırılmalı, grup önünde konuşturularak konuşma, sınıf içinde yüksek sesle okuma yapılarak da okuma becerileri geliştirilebilir. Öğretmenin sürekli yazımı kontrol etmesi, süreci kolaylaştıracaktır. Çocuğun üst sınıflardaki bilgileri öğrenmesi, bu seneki fen, matematik ve diğer konuları öğrenmesi içim mutlaka okuma yazma becerilerini çok iyi geliştirmemiz gerekiyor. Uyum sürecinde bunlara hemen bakılmalı ve uyumdan sonra sistemik bir şekilde kontrol edilmesi gerekiyor." 2. ve 3. sınıfların adaptasyonu en önemlisi Okullar bütün kademeleriyle yüz yüze eğitime geçti ancak uzmanlara göre adaptasyon sürecinde en çok dikkat edilmesi ve uyumu gözlenmesi gereken öğrenciler 2. ve 3. sınıflar. Buradaki kritik gerekçe ise bu öğrencilerin okuma, yazma becerilerini öğretmen gözetiminde geliştirememiş olması. Okuma, yazma becerisi geri kalan çocukların diğeri dersleri de anlama ve başarılı olma ihtimali yok. Prof. Güneş, 2. ve 3. sınıftaki öğrencilerin okumasının belli bir hıza ulaşması gerektiğini söylüyor. "İlkokul birinci sınıf öğrencilerimiz için çok fazla sıkıntımız olmayacak. Onlar bu yıl okula uyumu sağlayacaklar, yeni başlıyorlar. Dolayısıyla onlarda bu yıl çok fazla uyum sorunu, kopmalar olmadığı için yaşanmayacak, daha normal bir süreç yaşanacak. Ama ilkokul 2.i ve 3. sınıflarda çok kopukluklar oldu. Bu yıl bu çocukların uyumuna ayrı önem gösterilmesi gerekiyor. Okuma yazma becerileri çok yeterli olmadı. Çok iyi okuyup yazabiliyorlar mı bunun kontrol edilmesi gerekiyor. Uzaktan eğitimle bilgiyi aktardık. Bilgiyi aktarabilirsiniz ama beceri geliştirmek zor. Beceri uygulaya uygulaya gelişir. Okuma, okuya okuya gelişir, yazma, yaza yaza gelişir. Bunu da bir öğretmenin gözetiminde, denetiminde, çocuğun sınıfta yapması gerekiyor. Bunu aileler ne kadar doğru yaptılar bilemiyoruz. Dolayısıyla 2. ve 3. sınıfa başlayan çocuklarımızın okuma yazma becerileri kontrol edilmeli. Belli bir hızda okumaları gerekiyor bu çocukların. Eğer belli bir hızda okuyamazsa anlayamazlar. Çünkü beynimiz, belli bir hızda okunanları anlayabilir. Bu nedenle bu çocukların akıcı okumaları, iyi anlamaları gerekiyor ki, bu eğitimi sürdürebilsinler, fen, matematik bilgilerini öğrenebilsinler." Uzaktan eğitimle milyonlara öğrenciye eşit bilgi aktarıldı ancak çocukların beceri geliştirmeleri her hanede yeterli düzeyde olmadı. Uzaktan eğitimde bazı bilgilerin öğrenciler tarafından yanlış kavranma ihtimali de vardı. "Yüz yüze eğitimde öğrenci bir bilgiyi yanlış aldıkları zaman öğretmen hemen kontrol ediyor, düzeltiyor. Ama her evde kontrol edildiğini sanmıyorum. Bu nedenle yanlış öğrenmenin de çok olduğu düşüncesindeyiz. Bir yıllık bir telafi programı uygulayabilir Bakanlığımız. Gidermezsek ileride bunlar çok sorun çıkaracak. Çünkü eğitimin eksiklikleri yıllar sonra ortaya çıkıyor." Peki telafi eğitimleri nasıl yapılmalı? Profesör Güneş telafi eğitimlerine yönelik izlenmesi gereken yolu şöyle anlatıyor: "Eğer bir yıllık bir beceri kaybımız varsa, telafiyi bir yıllık bir sürece yaymakta yarar var. Günde bir saat ek dersle çocuklara okuma, yazma becerileri kontrol edilebilir. Bu arada düşünme becerileri, zihinsel beceriler, sorgulama, çıkarım yapma becerileri dille birlikte gelişen becerilerdir. Önce okumaları ardından anlamaları, anladıklarını düşünmesi, bunları sorgulaması, ilişki kurması ve bu şekilde zihinsel becerileri gelişiyor. Hepsi birbirine bağlı. Telafi sürecinde bunu kontrol etmemiz ve uzun sürece yaymamız gerekiyor. Çünkü bilgi çağında yaşıyoruz. Dünya çok hızlı bir şekilde dönüşüm çağına girdi. Bilgi toplumundan beceri toplumuna geçiyoruz. Eğer bu çocukların, dinleme, konuşma, okuma, yazma gibi becerilerini geliştiremezsek üst düzey becerilere ulaşmamız çok güç olur. Düşünme, anlama, sorun çözme, algılama gibi zihinsel becerilerini geliştiremezsek ileride başarıları etkilenir." Şeffaf maske uygulaması "Dünyada birinci sınıflar için farklı bir uygulama da var. Bizde de uygulansa çok iyi olur diye düşünüyorum. Maskeli eğitim yapıyoruz. Şimdi maske, sesleri, konuşmayı, telaffuzu, yüz ifadelerini anlamayı engelliyor. Yüzün önemli bir kısmını kapatıyor. Bu durum küçük küçük çocuklarda dil becerilerinin gelişimini de etkiliyor. Çünkü yüz bir iletişim aracı. Maske bunu kapatıyor. Sevinç, korku, endişe, kaygı gibi bunları gözlerden hepsini anlamak mümkün değil. Sesleri ağız hareketleriyle de veriyor." "Harfleri söylerken ağzın bir biçimi var. Bu durumu kolaylaştırmak için, dudak hareketlerini gösterecek şeffaf maske kullanılıyor dünyada. yani normal bez maskenin orta kısmı şeffaf hale getirilip, çocukların dudak hareketlerini görmesini sağlıyor. Böyle bir uygulama da yapabiliriz. Türkiye'de henüz hiç yok bu. Şeffaf maskeler anlamayı yüzde 40-60 oranında iyileştiriyor."  TRT HABER
Tüm kademelerdeki sınıflar yüz yüze öğrenime geçti. Uzmanlara göre öğrencilerin başarısı için, 1,5 yılda kaybedilen beceriler okula adaptasyonla yeniden kazandırılmalı.

İlk öğretim, orta öğretim, lise... Okullar tüm kademeleriyle 5 gün yüz yüze eğitime geçti. Yüz yüze eğitim, özellikle ilk ve orta okullar için öğrenmenin en etkili yolu. Uzun süre evden eğitim gören bu yaş grupları için uzmanlar okula uyum programlarının önemine değiniyor.

Peki okula uyum nasıl gerçekleştirilmeli ve çocukların eğitiminde neyi iyileştiriyor? Bu konuyu tüm detaylarıyla Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Temel Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Firdevs Güneş ile konuştuk.

Güneş, "Okula uyum 3 aşamada düşünülmeli" diyor. Fiziksel, zihinsel ve psikolojik...

Çocukların okula fiziksel, zihinsel ve psikolojik uyumu

Öğrencilerin okula yeniden uyum sağlaması aşamasında önce fiziksel uyum üzerinde durulmalı.

"Fiziksel uyumda uyku düzeni, beslenme, hazırlanma, kıyafet ve benzeri alışkanlıklar ister istemez yüz yüze eğitimde değişecek. Çocukların daha hızlı hareket etmesi gerekiyor, bunun için de onları hazırlamak gerekecek."

Arkasından zihinsel uyum...

"Okulda öğretmenleri ve arkadaşlarıyla birlikte eğitim alma, öğrenme çok daha etkili olduğu için çocuğa bunu vermemiz gerekiyor. Yani zihni buna hazırlamamız çok önemli. Okulu, sınıfları, arkadaşlarını görmesi, derse hazırlanması zihinsel uyum için hazırlayacak."

Son olarak psikolojik uyum...

"Okul heyecanı vermemiz, eğitim heyecanı vermemiz gerekiyor. Bu arada gelecek planlaması da çok önemli. Yani çocuklara bu süreçte bunlar sorulmalı; ileride ne olmak istiyorsun, hangi mesleği seçmek istiyorsun, geleceği nasıl planlamak istiyorsun gibi bu tür sorular çocuğu okula, eğitime güdüler, heyecan oluşturur ve okula devamını getirir."

Çocuklar 1,5 yıldır okullarından, öğretmenlerinden ve arkadaşlarından uzakta... Öğrencilerin kaybettiği becerilerin gözlenmesi ve yeniden kazandırılmasında en büyük görev öğretmenlere düşüyor.

"Uzaktan eğitimde çocuklar bazı günler okula gitti, bazı günler gitmedi. Hiç gitmeyen sınıflar oldu. Bu çocuklar ister istemez süreçten etkilendi. Sosyal uyuma da dikkat edilmesi gerekiyor. Çünkü arkadaşlarını da unuttu çocuklar. Sınıfta birlikte arkadaşlarıyla iş birliği yapabiliyor mu, birlikte hareket edebiliyor mu, sohbet edebiliyor mu buna da dikkat edilmeli. Ortak oyunlar, birlikte hareket etme, iş birliği yapma düzeylerine bu süreçte dikkat edilmeli."

"Adaptasyon, telafi dersleriyle yapılmalı"

Kanada'da uzaktan eğitim sürecinde yapılan bir araştırma, bazı öğrencilerin eğitimden koptuğu, okul açıldıktan sonra ise eğitime devam etmediği görüldü. Bu oran araştırmaya göre kızlarda yüzde 10, erkeklerde yüzde 17 okul terki olarak kayıtlara geçti. Prof. Güneş, okulların açılmasıyla benzer incelemelerin Türkiye'de de yapılması gerektiğini söylüyor.

Bir başka araştırmanın adresiyse İngiltere... İngiltere Eğitim Standartları Ofisinin (OFSTED) araştırması salgın sürecinde İngiltere'deki çocukların dil ve sayısal becerilerinin, 2017 yılının gerisinde kaldığını gösterdi. Becerilerini kaybeden çocuklar, telafi programlarına alındı.

Uzaktan eğitimle dil ve sayısal becerilerin geliştirilemediğine, becerinin uygulayarak gelişebileceğine dikkat çeken Prof Dr Firdevs Güneş, "Bilgi kaybını kapatabiliyoruz ama konuşma, okuma, yazma becerilerini bir günde geliştiremeyiz. Bunun için bir süre gerekiyor" diye konuştu.

"Türkiye'de geçtiğimiz yıl, 'Okuyorlar ama çok iyi yazamıyorlar' açıklamaları yapılıyordu. Bizim çalışmalarımızda da bu yönde bilgiler var. Okuma-yazma, dil becerileri son derece önemli. Beceriler sürekli uygulanmazsa geriler. İkinci ve üçüncü sınıflarda okuma-yazma becerilerinin ne kadar gerilediği araştırılmalı. Birçok ülkede gerilediği araştırmalarla ortaya kondu. Çocuklar uzaktan eğitimde bazı söylenilenleri yaptılar ve çok konuşmadılar. Konuşma becerilerinin epeyce gerilediği düşüncesindeyim. Çocuklar konuşturulmalı, tahtaya kaldırılmalı, grup önünde konuşturularak konuşma, sınıf içinde yüksek sesle okuma yapılarak da okuma becerileri geliştirilebilir. Öğretmenin sürekli yazımı kontrol etmesi, süreci kolaylaştıracaktır. Çocuğun üst sınıflardaki bilgileri öğrenmesi, bu seneki fen, matematik ve diğer konuları öğrenmesi içim mutlaka okuma yazma becerilerini çok iyi geliştirmemiz gerekiyor. Uyum sürecinde bunlara hemen bakılmalı ve uyumdan sonra sistemik bir şekilde kontrol edilmesi gerekiyor."

2. ve 3. sınıfların adaptasyonu en önemlisi

Okullar bütün kademeleriyle yüz yüze eğitime geçti ancak uzmanlara göre adaptasyon sürecinde en çok dikkat edilmesi ve uyumu gözlenmesi gereken öğrenciler 2. ve 3. sınıflar. Buradaki kritik gerekçe ise bu öğrencilerin okuma, yazma becerilerini öğretmen gözetiminde geliştirememiş olması. Okuma, yazma becerisi geri kalan çocukların diğeri dersleri de anlama ve başarılı olma ihtimali yok. Prof. Güneş, 2. ve 3. sınıftaki öğrencilerin okumasının belli bir hıza ulaşması gerektiğini söylüyor.

"İlkokul birinci sınıf öğrencilerimiz için çok fazla sıkıntımız olmayacak. Onlar bu yıl okula uyumu sağlayacaklar, yeni başlıyorlar. Dolayısıyla onlarda bu yıl çok fazla uyum sorunu, kopmalar olmadığı için yaşanmayacak, daha normal bir süreç yaşanacak. Ama ilkokul 2.i ve 3. sınıflarda çok kopukluklar oldu. Bu yıl bu çocukların uyumuna ayrı önem gösterilmesi gerekiyor. Okuma yazma becerileri çok yeterli olmadı. Çok iyi okuyup yazabiliyorlar mı bunun kontrol edilmesi gerekiyor. Uzaktan eğitimle bilgiyi aktardık. Bilgiyi aktarabilirsiniz ama beceri geliştirmek zor. Beceri uygulaya uygulaya gelişir. Okuma, okuya okuya gelişir, yazma, yaza yaza gelişir. Bunu da bir öğretmenin gözetiminde, denetiminde, çocuğun sınıfta yapması gerekiyor. Bunu aileler ne kadar doğru yaptılar bilemiyoruz. Dolayısıyla 2. ve 3. sınıfa başlayan çocuklarımızın okuma yazma becerileri kontrol edilmeli. Belli bir hızda okumaları gerekiyor bu çocukların. Eğer belli bir hızda okuyamazsa anlayamazlar. Çünkü beynimiz, belli bir hızda okunanları anlayabilir. Bu nedenle bu çocukların akıcı okumaları, iyi anlamaları gerekiyor ki, bu eğitimi sürdürebilsinler, fen, matematik bilgilerini öğrenebilsinler."

Uzaktan eğitimle milyonlara öğrenciye eşit bilgi aktarıldı ancak çocukların beceri geliştirmeleri her hanede yeterli düzeyde olmadı. Uzaktan eğitimde bazı bilgilerin öğrenciler tarafından yanlış kavranma ihtimali de vardı.

"Yüz yüze eğitimde öğrenci bir bilgiyi yanlış aldıkları zaman öğretmen hemen kontrol ediyor, düzeltiyor. Ama her evde kontrol edildiğini sanmıyorum. Bu nedenle yanlış öğrenmenin de çok olduğu düşüncesindeyiz. Bir yıllık bir telafi programı uygulayabilir Bakanlığımız. Gidermezsek ileride bunlar çok sorun çıkaracak. Çünkü eğitimin eksiklikleri yıllar sonra ortaya çıkıyor."

Peki telafi eğitimleri nasıl yapılmalı? Profesör Güneş telafi eğitimlerine yönelik izlenmesi gereken yolu şöyle anlatıyor:

"Eğer bir yıllık bir beceri kaybımız varsa, telafiyi bir yıllık bir sürece yaymakta yarar var. Günde bir saat ek dersle çocuklara okuma, yazma becerileri kontrol edilebilir. Bu arada düşünme becerileri, zihinsel beceriler, sorgulama, çıkarım yapma becerileri dille birlikte gelişen becerilerdir. Önce okumaları ardından anlamaları, anladıklarını düşünmesi, bunları sorgulaması, ilişki kurması ve bu şekilde zihinsel becerileri gelişiyor. Hepsi birbirine bağlı. Telafi sürecinde bunu kontrol etmemiz ve uzun sürece yaymamız gerekiyor. Çünkü bilgi çağında yaşıyoruz. Dünya çok hızlı bir şekilde dönüşüm çağına girdi. Bilgi toplumundan beceri toplumuna geçiyoruz. Eğer bu çocukların, dinleme, konuşma, okuma, yazma gibi becerilerini geliştiremezsek üst düzey becerilere ulaşmamız çok güç olur. Düşünme, anlama, sorun çözme, algılama gibi zihinsel becerilerini geliştiremezsek ileride başarıları etkilenir."

Şeffaf maske uygulaması

"Dünyada birinci sınıflar için farklı bir uygulama da var. Bizde de uygulansa çok iyi olur diye düşünüyorum. Maskeli eğitim yapıyoruz. Şimdi maske, sesleri, konuşmayı, telaffuzu, yüz ifadelerini anlamayı engelliyor. Yüzün önemli bir kısmını kapatıyor. Bu durum küçük küçük çocuklarda dil becerilerinin gelişimini de etkiliyor. Çünkü yüz bir iletişim aracı. Maske bunu kapatıyor. Sevinç, korku, endişe, kaygı gibi bunları gözlerden hepsini anlamak mümkün değil. Sesleri ağız hareketleriyle de veriyor."

"Harfleri söylerken ağzın bir biçimi var. Bu durumu kolaylaştırmak için, dudak hareketlerini gösterecek şeffaf maske kullanılıyor dünyada. yani normal bez maskenin orta kısmı şeffaf hale getirilip, çocukların dudak hareketlerini görmesini sağlıyor. Böyle bir uygulama da yapabiliriz. Türkiye'de henüz hiç yok bu. Şeffaf maskeler anlamayı yüzde 40-60 oranında iyileştiriyor." 

TRT HABER

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kanaldenizli.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.