Mesut Akdağ
Köşe Yazarı
Mesut Akdağ
 

Akıl İle Gönül Birlikteliği

  İnsan, varlık âleminin hükümranıdır. Her şey onun emri ve tasarrufatı altındadır. Yaratılmış ne varsa insanın emrindedir. İnsan istediğini dilediği şekilde kullanır, doğadan en güzel şekilde istifade eder. Bu Allah'ın bizlere en büyük lutf-u keremidir. İnsan kendisine verilmiş bu nimeti tabi ki yine kendisine verilen en büyük nimet, akıl ile kullanmaktadır, gerçekleştirmektedir. Akıl, insanın düşünmesini, öğrenmesini, tecrübeler kazanmasını, ilim ve bilgi sahibi olmasını ve hayatını en güzel şekilde yaşamasını sağlar.  Evet, akıl bilgidir, tecrübedir, öğrenmedir hasılı insanı insan eden en büyük meziyettir. Fakat akıl, sadece kuru bir ilim ve öğrenme vasıtasıdır. Öğrenilen ham bilgiyi yoğurup tecrübe ve birikime dönüştürüp hayata aksettirecek nadide unsur ise gönüldür, vicdandır. Akıl ile öğrendiklerimizi vicdan süzgecinden geçirip gönül hanemize damlatırsak elde ettiğimiz bilginin iyi mi kötü mü olduğunu, yaşantımıza o bilgiyi nasıl aksettirecegimizi biliriz, anlarız.  Akıl ile gönül birbirinden ayrılmaz bir bütünüdür. Akıl sadece kuru bir öğrenme yeridir. Akıl, pratiğe dönüştürmeyi yani öğrenmeyi hayata yansıtacak, bilgiyi en güzel şeklide doğru yerde doğru olarak kullanma yetisini sağlayacak idrak yeri değildir. Akıl, kuru ve sade olarak bir ezbere dayalı öğrenmedir. Akıl, formülleri, kuralları öğrenir ve kaidelerin dışına çıkamaz, çıkmaktan korkar, o kurallardan yeni bir şeyler, olgular, varsayımlar üretemez. O kuralların ekseninde döner durur, yörüngesinden bir yere gidemez öylece kala kalır. İşte, bu bilgileri yaşantıya dönüştürecek,  doğru yerde doğru kararları aldıracak ve o kuralları daha işlevsel hale getirecek yer gönüldür.  Akıl, bilgi edinme ve öğrenme yeri ise gönül de yaşama yeridir. Bilgilere can veren hayat bulduran gönüldür. Bu sebeple gönül ile aklı birbirinden ayıramayız. Akıl vasıtası ile öğrendiklerimizi vicdan süzgecinden geçirip gönül terazisinde tartıp pratiğe dönüştürürüz. Gönül samimiyet demektir. Yaptığımız bir işi gönülden samimiyetle yaparsak o işi en güzel şekle sokarız. Kuralların dışına çıkabilir, gereken yerde gerekli işleri yapabiliriz. Salt kuralların sıkı sıkıya bağlı olduğu kuru, sıkıcı ve aheste bir hayattan uzak, zevkli ve yaptıklarımızı ne için yaptığımızı bildiğimiz şuurlu, neşeli ve huzurlu bir hayat yaşarız.    Akıl bize iyi ile kötüyü ayırt etmemizi sağlamaz. İyi ile kötüyü gönlümüz fark ettirir. Peygamberimiz (SAS) bir hadisinde "Vabisa ibni Mabed rivayetinde: Resulullah (SAS) yanına varmıştım bana iyiliğin ne olduğunu sormaya mı gelmiştin buyurdu. Ben de evet dedim. Bunun üzerine Resulullah (SAS) şöyle buyurdu. Kalbine danış. İyilik, nefsin uygun gördüğü kalbin onayladığı şeydir. Günah ise içini tırmalayan ve başkaları şunu yap diye nice nice fetvalar verseler bile sende şüphe uyandıran şeydir." Ahmet bin Hambel Müsned IV 227 228 buyurduğu üzere iyiliğin, kötülüğün ve günahın merkezi gönüldür. Yaptığımız her ne olursa olsun gönülden ve vicdanımızdan danışılarak yapılmışsa (tabi samimi bir gönülse) iyi işler ortaya çıkar.  Akıl, kazanım ve öğrenme merkezidir. Gönül, o kazanımları ve öğrenmeleri üretme yeridir. Öğrendiklerimizi tatbikata koyup insanlığa faydalı bir şeyler üretmezsek o bilginin ne bize faydası olur ne de başkasına. Öğrendikkerimizi kimilerine yaranmak için kimilerinin övgüsünü kazanmak için veya insanların ne derler kaygısı için değil, doğru olanı doğru yerde ve insanlara faydalı olmasının en güzel şekliyle üretime ve katkıya dönüştürmeliyiz.  Kur'an akletmezmisiniz derken akıl ile iman etmemizi ister. Fakat cennete gireceklerin akıl-ı selim kişilerin yani gönül ehli kişilerinin olduğunu bildiyor.  Evet akıl öğrenme, gönlün ise yaşama yeri olduğunu ve gönlün samimiyet ihlas olduğunu söylemiştik. Kur'an bir çok ayetiyle bunu destekliyor. İman, akıl ile idrar, kalp ile tasdiktir. Yani iman akıl ile kazanılır, gönül ile hayat bulur, gelişir, güç ve kudret bulur. Bu yüzden Kurân'da iman ile imanın yaşama dönüşmesi olan salih amel hep birlikte zikredilmiştir. Salih amel ihlasla Allah rızası için yapılan iyilikler ve ibadetlerdir. Tabi ki ihlâsın doğduğu yer de gönüldür. Bu sebeple Allah,  hem günlük hayatımızda hem de dini hayatımızda akıl ile gönül birliğini uygulamamız için bizlere ayetler vasıtası ile bildirmektedir.  Sadede gelmek gerekirse, ister dini olsun ister mesleki olsun isterse de günlük hayattan öğrendiğimiz şeyleri vicdan süzgecinden süzerek gönül tarlasına ekmeliyiz. Bu ektiğimiz bilgi tohumlarını ihlas suyu ile sulayıp samimiyet gübresi ile güçlendirdikten sonra hasat zamanını iyi kollayıp vaktinde hasadı alıp hem kendimize hem de insanlığa faydalı olmalıyız. Bilmem meramımı anlatabildim mi? Akıl ve gönül birlikteliği işte böyle bir şey olsa gerek. Ha ne dersiniz? 
Ekleme Tarihi: 31 Ekim 2021 - Pazar

Akıl İle Gönül Birlikteliği

 

İnsan, varlık âleminin hükümranıdır. Her şey onun emri ve tasarrufatı altındadır. Yaratılmış ne varsa insanın emrindedir. İnsan istediğini dilediği şekilde kullanır, doğadan en güzel şekilde istifade eder. Bu Allah'ın bizlere en büyük lutf-u keremidir. İnsan kendisine verilmiş bu nimeti tabi ki yine kendisine verilen en büyük nimet, akıl ile kullanmaktadır, gerçekleştirmektedir. Akıl, insanın düşünmesini, öğrenmesini, tecrübeler kazanmasını, ilim ve bilgi sahibi olmasını ve hayatını en güzel şekilde yaşamasını sağlar. 

Evet, akıl bilgidir, tecrübedir, öğrenmedir hasılı insanı insan eden en büyük meziyettir. Fakat akıl, sadece kuru bir ilim ve öğrenme vasıtasıdır. Öğrenilen ham bilgiyi yoğurup tecrübe ve birikime dönüştürüp hayata aksettirecek nadide unsur ise gönüldür, vicdandır. Akıl ile öğrendiklerimizi vicdan süzgecinden geçirip gönül hanemize damlatırsak elde ettiğimiz bilginin iyi mi kötü mü olduğunu, yaşantımıza o bilgiyi nasıl aksettirecegimizi biliriz, anlarız. 

Akıl ile gönül birbirinden ayrılmaz bir bütünüdür. Akıl sadece kuru bir öğrenme yeridir. Akıl, pratiğe dönüştürmeyi yani öğrenmeyi hayata yansıtacak, bilgiyi en güzel şeklide doğru yerde doğru olarak kullanma yetisini sağlayacak idrak yeri değildir. Akıl, kuru ve sade olarak bir ezbere dayalı öğrenmedir. Akıl, formülleri, kuralları öğrenir ve kaidelerin dışına çıkamaz, çıkmaktan korkar, o kurallardan yeni bir şeyler, olgular, varsayımlar üretemez. O kuralların ekseninde döner durur, yörüngesinden bir yere gidemez öylece kala kalır. İşte, bu bilgileri yaşantıya dönüştürecek,  doğru yerde doğru kararları aldıracak ve o kuralları daha işlevsel hale getirecek yer gönüldür. 

Akıl, bilgi edinme ve öğrenme yeri ise gönül de yaşama yeridir. Bilgilere can veren hayat bulduran gönüldür. Bu sebeple gönül ile aklı birbirinden ayıramayız. Akıl vasıtası ile öğrendiklerimizi vicdan süzgecinden geçirip gönül terazisinde tartıp pratiğe dönüştürürüz. Gönül samimiyet demektir. Yaptığımız bir işi gönülden samimiyetle yaparsak o işi en güzel şekle sokarız. Kuralların dışına çıkabilir, gereken yerde gerekli işleri yapabiliriz. Salt kuralların sıkı sıkıya bağlı olduğu kuru, sıkıcı ve aheste bir hayattan uzak, zevkli ve yaptıklarımızı ne için yaptığımızı bildiğimiz şuurlu, neşeli ve huzurlu bir hayat yaşarız.   

Akıl bize iyi ile kötüyü ayırt etmemizi sağlamaz. İyi ile kötüyü gönlümüz fark ettirir. Peygamberimiz (SAS) bir hadisinde "Vabisa ibni Mabed rivayetinde: Resulullah (SAS) yanına varmıştım bana iyiliğin ne olduğunu sormaya mı gelmiştin buyurdu. Ben de evet dedim. Bunun üzerine Resulullah (SAS) şöyle buyurdu. Kalbine danış. İyilik, nefsin uygun gördüğü kalbin onayladığı şeydir. Günah ise içini tırmalayan ve başkaları şunu yap diye nice nice fetvalar verseler bile sende şüphe uyandıran şeydir." Ahmet bin Hambel Müsned IV 227 228 buyurduğu üzere iyiliğin, kötülüğün ve günahın merkezi gönüldür. Yaptığımız her ne olursa olsun gönülden ve vicdanımızdan danışılarak yapılmışsa (tabi samimi bir gönülse) iyi işler ortaya çıkar. 

Akıl, kazanım ve öğrenme merkezidir. Gönül, o kazanımları ve öğrenmeleri üretme yeridir. Öğrendiklerimizi tatbikata koyup insanlığa faydalı bir şeyler üretmezsek o bilginin ne bize faydası olur ne de başkasına. Öğrendikkerimizi kimilerine yaranmak için kimilerinin övgüsünü kazanmak için veya insanların ne derler kaygısı için değil, doğru olanı doğru yerde ve insanlara faydalı olmasının en güzel şekliyle üretime ve katkıya dönüştürmeliyiz. 

Kur'an akletmezmisiniz derken akıl ile iman etmemizi ister. Fakat cennete gireceklerin akıl-ı selim kişilerin yani gönül ehli kişilerinin olduğunu bildiyor. 

Evet akıl öğrenme, gönlün ise yaşama yeri olduğunu ve gönlün samimiyet ihlas olduğunu söylemiştik. Kur'an bir çok ayetiyle bunu destekliyor. İman, akıl ile idrar, kalp ile tasdiktir. Yani iman akıl ile kazanılır, gönül ile hayat bulur, gelişir, güç ve kudret bulur. Bu yüzden Kurân'da iman ile imanın yaşama dönüşmesi olan salih amel hep birlikte zikredilmiştir. Salih amel ihlasla Allah rızası için yapılan iyilikler ve ibadetlerdir. Tabi ki ihlâsın doğduğu yer de gönüldür. Bu sebeple Allah,  hem günlük hayatımızda hem de dini hayatımızda akıl ile gönül birliğini uygulamamız için bizlere ayetler vasıtası ile bildirmektedir. 

Sadede gelmek gerekirse, ister dini olsun ister mesleki olsun isterse de günlük hayattan öğrendiğimiz şeyleri vicdan süzgecinden süzerek gönül tarlasına ekmeliyiz. Bu ektiğimiz bilgi tohumlarını ihlas suyu ile sulayıp samimiyet gübresi ile güçlendirdikten sonra hasat zamanını iyi kollayıp vaktinde hasadı alıp hem kendimize hem de insanlığa faydalı olmalıyız. Bilmem meramımı anlatabildim mi? Akıl ve gönül birlikteliği işte böyle bir şey olsa gerek. Ha ne dersiniz? 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kanaldenizli.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.