Mesut Akdağ
Köşe Yazarı
Mesut Akdağ
 

Olup da Olamadıklarımız

“Hamdım piştim oldum.” sözünü derken Mevlâna Hazretleri acaba neyi kast etmiştir? Bilhassa oldum derken ne olmuştur? Olmaktan murat nedir? İnsanlığın Hz. Adem’den günümüze kadar hatta ta kıyamete kadar en çok üzerinde durup tartışacağı soru/sorunlar olmuştur ve olacaktır.  Olmak, oluruz, hem de her şeyden önce her şey oluruz bu dünya hayatında. Önce yoktuk var oluruz. Anne karnında cenin oluruz. Kalp, göz, kulak, el ayak gibi organlara sahip olup, beden oluruz. Beden oluşunca can oluruz. Zamanı gelince dünyaya gelir ne kadar küçük ve hiçbir şey bilmeyecek kadar bilgiden yoksun olsak da nefes alıp veren bir birey oluruz.  Etrafımızdakileri fark ederek öğrenme yeteneğimizi keşfetmiş oluruz. Zamanla öğrenerek bilgi, tecrübe sahibi oluruz. Edindiğimiz bilgi ve tecrübelerle eş, dost kazanmış oluruz. Daha sonra bir iş, aş, eş sahibi oluruz. Dünyada hayatımızı en güzel şekilde yaşayabilmemiz için bir meslek sahibi oluruz. Mesleğimiz sayesinde kazanırız. Kazandıklarımızla mal, mülk sahibi oluruz. Mal, mülk, makam ve mevkilerimiz ile hayatımızı devam ettirmiş oluruz. Sonra? Sonrası malum, her ne olursak olalım 1m²’lik kabir sahibi oluruz. İnsanın kısaca bu dünyada görüp olabilecekleri bunlardır. Hepimiz hayat sahibi olarak bu dünyaya geldiğimizde zengin-fakir, alim-cahil, amir-memur, işçi-işveren olabiliriz. Ne olursak olalım bu hayatı yaşayıp sonunda bütün olduklarımızın ortadan kalkacak ve 1tek tip olacağımız kabir sahibi olacağız. Bütün insanlık olmanın peşinde. Olmak için varlarını yoklarını harcıyorlar, tüm gayret ve çabalarını sarf ediyorlar. Bazen oluyorlar bazen de olmak yolunda tükenip gidiyorlar. Peki ne olurken ne olmalıyız? Her ne olursak olalım gerçekte ne olmamız gerekir. Mevlâna “Oldum”, Shakespeare “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu” derken ne demek istemişlerdi?  Olmak ne demek? Bunu anlamak için ilk önce insanın kendisine, özüne bakmak gerekir. İnsanın özü fıtratıdır. Fıtrat ise; ilk yaratılış hali, temiz ve asli tabiatındaki hali ve başlangıçtaki saf ve asli halini ifade eden ahlaki haldir. Yaratılış fıtratı da İslam dininin ta kendisidir. “O halde sen hanîf olarak bütün varlığınla dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmışsa ona yönel! Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. İşte doğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.” (Rum 30/30) ayeti fıtratı en bariz şekilde açıklamıştır.  Madem olmak, fıtrat ve dinimiz İslam'ın mihenginde olmaktır. O halde ne olursak olalım ister makam sahibi ister zengin ister fakir isterse mazlum olalım, olmak kısaca adam olmamız gerekir. Adam olmak da gerçek manada Müslüman olmaktır.  “Müslüman, dilinden ve elinden diğer Müslümanların güvende olduğu kimsedir.” (Buhari, İman, 4/10; Müslim, İman, 65/162.) hadisinde Müslümanlığın özü ve gerçek manası ahlaki değerlerdir. Meşhur hikâyede babanın oğluna “Vali olmuşsun ama adam olmamışsın.”  dediği gibi esas mesele edep, haya, dürüstlük, iyi insan olmak gibi meziyetlere sahip olmaktır.  “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem 68/4) ayetinde peygamberimizin kendisi de “Ben (başka değil, sadece) (iyi), güzel ahlâkı tamamlamak (uygulamak) için gönderildim.” (İbn Hanbel, II, 381) hadis-i şerifte belirttiği üzere olmak, yüce bir ahlaka sahip olmaktır.  Sözümüzü toparlayacak olursak, makam ve mevki sahibi, sayısız mal mülk sahibi olsak da adam, insan gibi insan, yüce ahlaka sahip olmazsak o olduklarımızın hiçbir değeri yoktur. Onlar (makam, mal, mülk) bu dünya hayatımızın kuru bir aldanmasıdır. “Dünya Hayatı Aldatıcı Geçimlikten Başka Bir Şey Değildir.” (Âl-i imrân: 185) ve “Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.” (Hadîd 57/20) ayetlerinde açık bir şekilde açıklanan, kalıcı olanın ahiret için yaptıklarımız yani ahlaki değerler çevresinde sahip olduklarımızdır.  Bu hayat, mal mülk sahibi olduğumuz değil adam olup olamadığımızdır.                                    
Ekleme Tarihi: 23 Ağustos 2021 - Pazartesi

Olup da Olamadıklarımız

“Hamdım piştim oldum.” sözünü derken Mevlâna Hazretleri acaba neyi kast etmiştir? Bilhassa oldum derken ne olmuştur? Olmaktan murat nedir? İnsanlığın Hz. Adem’den günümüze kadar hatta ta kıyamete kadar en çok üzerinde durup tartışacağı soru/sorunlar olmuştur ve olacaktır. 
Olmak, oluruz, hem de her şeyden önce her şey oluruz bu dünya hayatında. Önce yoktuk var oluruz. Anne karnında cenin oluruz. Kalp, göz, kulak, el ayak gibi organlara sahip olup, beden oluruz. Beden oluşunca can oluruz. Zamanı gelince dünyaya gelir ne kadar küçük ve hiçbir şey bilmeyecek kadar bilgiden yoksun olsak da nefes alıp veren bir birey oluruz.  Etrafımızdakileri fark ederek öğrenme yeteneğimizi keşfetmiş oluruz. Zamanla öğrenerek bilgi, tecrübe sahibi oluruz. Edindiğimiz bilgi ve tecrübelerle eş, dost kazanmış oluruz. Daha sonra bir iş, aş, eş sahibi oluruz. Dünyada hayatımızı en güzel şekilde yaşayabilmemiz için bir meslek sahibi oluruz. Mesleğimiz sayesinde kazanırız. Kazandıklarımızla mal, mülk sahibi oluruz. Mal, mülk, makam ve mevkilerimiz ile hayatımızı devam ettirmiş oluruz. Sonra? Sonrası malum, her ne olursak olalım 1m²’lik kabir sahibi oluruz.
İnsanın kısaca bu dünyada görüp olabilecekleri bunlardır. Hepimiz hayat sahibi olarak bu dünyaya geldiğimizde zengin-fakir, alim-cahil, amir-memur, işçi-işveren olabiliriz. Ne olursak olalım bu hayatı yaşayıp sonunda bütün olduklarımızın ortadan kalkacak ve 1tek tip olacağımız kabir sahibi olacağız.
Bütün insanlık olmanın peşinde. Olmak için varlarını yoklarını harcıyorlar, tüm gayret ve çabalarını sarf ediyorlar. Bazen oluyorlar bazen de olmak yolunda tükenip gidiyorlar. Peki ne olurken ne olmalıyız? Her ne olursak olalım gerçekte ne olmamız gerekir. Mevlâna “Oldum”, Shakespeare “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu” derken ne demek istemişlerdi? 
Olmak ne demek? Bunu anlamak için ilk önce insanın kendisine, özüne bakmak gerekir. İnsanın özü fıtratıdır. Fıtrat ise; ilk yaratılış hali, temiz ve asli tabiatındaki hali ve başlangıçtaki saf ve asli halini ifade eden ahlaki haldir. Yaratılış fıtratı da İslam dininin ta kendisidir. “O halde sen hanîf olarak bütün varlığınla dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmışsa ona yönel! Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. İşte doğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.” (Rum 30/30) ayeti fıtratı en bariz şekilde açıklamıştır. 
Madem olmak, fıtrat ve dinimiz İslam'ın mihenginde olmaktır. O halde ne olursak olalım ister makam sahibi ister zengin ister fakir isterse mazlum olalım, olmak kısaca adam olmamız gerekir. Adam olmak da gerçek manada Müslüman olmaktır.  “Müslüman, dilinden ve elinden diğer Müslümanların güvende olduğu kimsedir.” (Buhari, İman, 4/10; Müslim, İman, 65/162.) hadisinde Müslümanlığın özü ve gerçek manası ahlaki değerlerdir. Meşhur hikâyede babanın oğluna “Vali olmuşsun ama adam olmamışsın.”  dediği gibi esas mesele edep, haya, dürüstlük, iyi insan olmak gibi meziyetlere sahip olmaktır. 
“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem 68/4) ayetinde peygamberimizin kendisi de “Ben (başka değil, sadece) (iyi), güzel ahlâkı tamamlamak (uygulamak) için gönderildim.” (İbn Hanbel, II, 381) hadis-i şerifte belirttiği üzere olmak, yüce bir ahlaka sahip olmaktır. 
Sözümüzü toparlayacak olursak, makam ve mevki sahibi, sayısız mal mülk sahibi olsak da adam, insan gibi insan, yüce ahlaka sahip olmazsak o olduklarımızın hiçbir değeri yoktur. Onlar (makam, mal, mülk) bu dünya hayatımızın kuru bir aldanmasıdır. “Dünya Hayatı Aldatıcı Geçimlikten Başka Bir Şey Değildir.” (Âl-i imrân: 185) ve “Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.” (Hadîd 57/20) ayetlerinde açık bir şekilde açıklanan, kalıcı olanın ahiret için yaptıklarımız yani ahlaki değerler çevresinde sahip olduklarımızdır. 
Bu hayat, mal mülk sahibi olduğumuz değil adam olup olamadığımızdır. 
                                  

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kanaldenizli.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.