Salih Zoranoğlu
Köşe Yazarı
Salih Zoranoğlu
 

ERKEKTEN EMEKLİLİK

Toplumda uzun zamandan beri kanayan bir yara var, hiç kimse bu yarayla ilgilenmek istemiyor.  Her ne kadar, özellikle seçim zamanlarında, medyada ve siyasetçilerin ağzında konuşulsa da, çözüm atmak için ciddi adımlar atıl(a)mıyor. Çözüm bekleyen mağdurlar, öğrenilmiş çaresizlik sendromuna tutulmuş durumda.  Nedir efendim bu kanayan yara? “ERKEKTEN EMEKLİLİK”.  Erken emeklilik değil ha, lütfen dikkat buyurun, “erkekten” yani boşanan kadının “kocasından” emekli olması. Sokaktaki vatandaşımız, olayları en kısa ve net adlandırmada marifetlidir bilirsiniz. Bu emeklilik sisteminin(!) isim hakkı sokaktaki vatandaşımıza ait. Bu konuda dile getirilen şikayetlerin bir kısmını buradan aktardıktan sonra konuyu ele alalım inşallah. Mermer fabrikasında çalışan bir vatandaşımız, “abi asgari ücretle çalışıyorum, tam 20 seneden beri ayrıldığım eşime nafaka ödüyorum. Şu anda evli olduğum eşim çalışmasa, geçinmemiz mümkün değil, evimiz kira. Nafakadan sonra kalan miktar kiramıza bile yetmiyor. Eşim çalışmasa aç kalacağız.” diyor.  Belediyede işçi olarak çalışan bir vatandaşımız, “abi birinci hanımımda ayrılmak zorunda kaldım, ona nafaka ödüyorum. İkincisi de kötü niyetli çıktı, onunla da ayrıldık, ona da nafaka bağladı hakim. Bir umut 3. defa evlendim. O da “gidenlerden benim neyim eksik” dedi. O da benden ayrıldı. Ona da nafaka bağladılar. Şu anda evliliği aklımdan bile geçiremiyorum. Çünkü maaşım ayrıldığım 3 kadına gidiyor. Karşı cinse karşı güvenim kalmadığı için, asla evlenmeyi düşünmüyorum.” diyor.  Yine mermer sektöründe çalışan bir başka çalışan ise, eşinden yıllardan beri ayrı olduğunu, eşinin bir gün kendisini arayarak “artık senden nafaka istemiyorum. Bundan sonra nafaka yatırmayabilirsin” dediğini, kendisine çok teşekkür ederek nafaka yatırmayı bıraktığını,  ancak 2 sene sonra hakkında ödenmeyen nafakalar nedeniyle dava açıldığını, yasal faiz, dava masrafları ve dahi avukatlık masraflarıyla birlikte iki senede 5.000 TL olarak biriken sözde vazgeçilen nafaka borcunu 15.000 TL olarak ödediğini, hiçbir mercie haklılığını anlatamadığını söylüyor. Devlet memuru bir vatandaşımız, eşinden ayrıldığını, eşinin ve çocuğunun nafakalarını eksiksiz kaynakta kesinti yöntemiyle ödemesine rağmen, ayrıldığı eşinin kendisine çocuğunu göstermediğini icra yoluyla çocuğunu görmek zorunda kaldığı için, her defasında 300-500 TL icra masrafına katlandığını, çocuğunun kendisine düşman yetiştirilmesiyle, artık kendisini görmek istemediğini, ama her ay kaynaktan kesinti yöntemiyle, kendisine en ufak bir değer vermeyen ayrıldığı eşi ve çocuğuna, 7 yıldan beri nafaka ödemeye devam ettiğini, üstelik memur olduğu için memur maaş artışlarında eşinin mahkemeye başvurup nafaka miktarını sürekli arttırdığından bahsediyor.  Düzenli işi olmayan bir vatandaşımız, eşinin kendisini terk etmesi üzerine yeni bir yuva kurduğunu, ancak yeni kurduğu yuvaya sahip çıkamadığını, ödeyemediği sürekli nafaka borcu nedeniyle kaçak olarak yaşadığını, evine bazen 15-20 dakikalığına uğradığını, ancak evine uğradıktan dakikalar sonra polislerin evini basıp eşini, kendisi hakkında sorguya çektiğini, yabancılaştığı bir kadının istekleri doğrultusunda, helal ve sadık eşiyle ilgilenemediğini, yeni eşinden olma çocuğu ile vakit geçiremediğini, çocuğunun babalık duygusu gelişmeden yetiştiğini, devletin yuvayı terk eden bir eşin menfaatine, yuvaya sadık kalmış bir kadını adeta cezalandırdığını, geleceğe ve çözüm yoluna dair hiçbir umudunun kalmadığını, defalarca intihar etmeyi düşünmesine rağmen, sırf küçük çocuğunun hatırına yaşama tutunmaya çalıştığını, kaçak yaşamaktan bıkıp usandığını beyan etmektedir. … Sıkıcı olmaması bakımında cereyan etmekte olan olayların aktarımını burada noktalayıp konumuza dönelim. Yukarıdaki olaylardan da anlaşılacağı üzere boşanan bayan eşler tarafından iş, ticarete dökülmüş, hatta vatandaşımızın tabiriyle “erkekten emeklilik” olarak bir sosyal güvenceye dönüştürülmüş durumdadır.  Bir yuva kurmak, çoluk çocuk sahibi olmak gayesiyle evlenen erkeklerin karşılaştığı ceza böyle olmaması lazım.  Mevzuattaki açıklar, kötü niyetli bayan eşlerin kötüye kullanmasını engellemek açısından derhal giderilmelidir.  Yürürlükteki kanunlarla yapılan boşanmalarda iki kesim çok mağdur durumdadır: Erkek eşler ve çocuklar. Erkeklerin süresi belli olmayan nafaka ödemesine mutlaka bir süre getirilmeli ve bu süre bir yıldan uzun olmamalıdır.  Boşanan eşlere, hakaretler nedeniyle astronomik rakamlarda tazminat ödettirilmektedir.  Atalarımız “bir aradaki kap kacak tıngıraşır” demişler.  Bir ailede yaşayan aile bireylerinin sözlü sataşmalarından dolayı ödenmeye mahkum edilen tazminatlar, yuva yıkmaya teşvik edici mahiyettedir, derhal kaldırılmalıdır. (Önceden eşi tarafından mihir, takı gibi adlar altında kadına verilmiş haklar müstesna) Olan çocuklara olmaktadır.  Tarafların birbirlerine maddi ceza verme gayesiyle yuva yıkmalarını, küçücük sabiler anlayamamakta, ailelerinin yıkılmalarından derin bir üzüntü ve psikolojik travmalar yaşamaktadır.  Çocukların geleceği için, küçük çocuğu olan ailelerin boşanmaları zorlaştırılmalıdır.  Çocukların hatırına bunu yapmak toplumsal bir görevdir. Yuva yıkma azminde olan ve yuvayı terk eden eşe asla çocukların velayeti verilmemelidir.  Çünkü çocuklar acımasızca silah olarak kullanılmaktadır. Ve babaya düşman yetiştirilmektedir.  Çocuğun doğduğu yuvada(döşekte) hayatına devam etmesi sağlanmalıdır. Eğer bu düzenlemeler acilen yapılmazsa 10 yıl içinde Türkiye’de aile kurumu kalmayacak, Avrupa’dan beter bir hale gelebileceğiz. (Allah toplumumuzun temel taşı olan aileleri korusun) Boşanmalarda, maddi gelir elde etme gayesinin önüne geçildiği zaman, görülecektir ki, aile kurumu korunmuş olacak, hem “erkekten emeklilik” diye kanayan bir yara olmayacak hem de tazminat ve uzun süreli nafaka alamayacağını anlayan bayan eşler, yuvalarına sahip çıkacaklar, geçimsizliğe dair çözümlerini, yuva içinde arayarak vefakar anne olma özelliklerini devam ettireceklerdir.  Erkeklere de düşen görev, eşlerine ve çocuklarına karşı asla merhameti elden bırakmamalarıdır. Hele şiddet aileye asla sokulmaması gereken yıkıcı bir zillettir. Affedici olmak ilk insan adem babamızdan bize mirastır. (Bilirsinin O, eşi yüzünden Cennet’ten kovulmuş, yeryüzünde eşini bulup onunla ömrünü tamamlamış, yine adıl yurtları Cennet’e eşiyle birlikte gireceklerdir.) Erkeklere lazım olan merhamet, yaratıcı tarafından kalplerine yerleştirilmiştir. Bunu kullanmasını bilen erkekler yuvalarını kolaylıkla koruyabilirler. Günleriniz huzur, yarınlarınız umutla dolsun. Instagram: @zoranoglu Facebook: facebook.com/SalihZORANOGLU  
Ekleme Tarihi: 21 Eylül 2021 - Salı

ERKEKTEN EMEKLİLİK

Toplumda uzun zamandan beri kanayan bir yara var, hiç kimse bu yarayla ilgilenmek istemiyor. 

Her ne kadar, özellikle seçim zamanlarında, medyada ve siyasetçilerin ağzında konuşulsa da, çözüm atmak için ciddi adımlar atıl(a)mıyor.

Çözüm bekleyen mağdurlar, öğrenilmiş çaresizlik sendromuna tutulmuş durumda. 

Nedir efendim bu kanayan yara?

“ERKEKTEN EMEKLİLİK”.

 Erken emeklilik değil ha, lütfen dikkat buyurun, “erkekten” yani boşanan kadının “kocasından” emekli olması.

Sokaktaki vatandaşımız, olayları en kısa ve net adlandırmada marifetlidir bilirsiniz. Bu emeklilik sisteminin(!) isim hakkı sokaktaki vatandaşımıza ait.

Bu konuda dile getirilen şikayetlerin bir kısmını buradan aktardıktan sonra konuyu ele alalım inşallah.

Mermer fabrikasında çalışan bir vatandaşımız, “abi asgari ücretle çalışıyorum, tam 20 seneden beri ayrıldığım eşime nafaka ödüyorum. Şu anda evli olduğum eşim çalışmasa, geçinmemiz mümkün değil, evimiz kira. Nafakadan sonra kalan miktar kiramıza bile yetmiyor. Eşim çalışmasa aç kalacağız.” diyor. 

Belediyede işçi olarak çalışan bir vatandaşımız, “abi birinci hanımımda ayrılmak zorunda kaldım, ona nafaka ödüyorum. İkincisi de kötü niyetli çıktı, onunla da ayrıldık, ona da nafaka bağladı hakim. Bir umut 3. defa evlendim. O da “gidenlerden benim neyim eksik” dedi. O da benden ayrıldı. Ona da nafaka bağladılar. Şu anda evliliği aklımdan bile geçiremiyorum. Çünkü maaşım ayrıldığım 3 kadına gidiyor. Karşı cinse karşı güvenim kalmadığı için, asla evlenmeyi düşünmüyorum.” diyor. 

Yine mermer sektöründe çalışan bir başka çalışan ise, eşinden yıllardan beri ayrı olduğunu, eşinin bir gün kendisini arayarak “artık senden nafaka istemiyorum. Bundan sonra nafaka yatırmayabilirsin” dediğini, kendisine çok teşekkür ederek nafaka yatırmayı bıraktığını,  ancak 2 sene sonra hakkında ödenmeyen nafakalar nedeniyle dava açıldığını, yasal faiz, dava masrafları ve dahi avukatlık masraflarıyla birlikte iki senede 5.000 TL olarak biriken sözde vazgeçilen nafaka borcunu 15.000 TL olarak ödediğini, hiçbir mercie haklılığını anlatamadığını söylüyor.

Devlet memuru bir vatandaşımız, eşinden ayrıldığını, eşinin ve çocuğunun nafakalarını eksiksiz kaynakta kesinti yöntemiyle ödemesine rağmen, ayrıldığı eşinin kendisine çocuğunu göstermediğini icra yoluyla çocuğunu görmek zorunda kaldığı için, her defasında 300-500 TL icra masrafına katlandığını, çocuğunun kendisine düşman yetiştirilmesiyle, artık kendisini görmek istemediğini, ama her ay kaynaktan kesinti yöntemiyle, kendisine en ufak bir değer vermeyen ayrıldığı eşi ve çocuğuna, 7 yıldan beri nafaka ödemeye devam ettiğini, üstelik memur olduğu için memur maaş artışlarında eşinin mahkemeye başvurup nafaka miktarını sürekli arttırdığından bahsediyor. 

Düzenli işi olmayan bir vatandaşımız, eşinin kendisini terk etmesi üzerine yeni bir yuva kurduğunu, ancak yeni kurduğu yuvaya sahip çıkamadığını, ödeyemediği sürekli nafaka borcu nedeniyle kaçak olarak yaşadığını, evine bazen 15-20 dakikalığına uğradığını, ancak evine uğradıktan dakikalar sonra polislerin evini basıp eşini, kendisi hakkında sorguya çektiğini, yabancılaştığı bir kadının istekleri doğrultusunda, helal ve sadık eşiyle ilgilenemediğini, yeni eşinden olma çocuğu ile vakit geçiremediğini, çocuğunun babalık duygusu gelişmeden yetiştiğini, devletin yuvayı terk eden bir eşin menfaatine, yuvaya sadık kalmış bir kadını adeta cezalandırdığını, geleceğe ve çözüm yoluna dair hiçbir umudunun kalmadığını, defalarca intihar etmeyi düşünmesine rağmen, sırf küçük çocuğunun hatırına yaşama tutunmaya çalıştığını, kaçak yaşamaktan bıkıp usandığını beyan etmektedir.

Sıkıcı olmaması bakımında cereyan etmekte olan olayların aktarımını burada noktalayıp konumuza dönelim.

Yukarıdaki olaylardan da anlaşılacağı üzere boşanan bayan eşler tarafından iş, ticarete dökülmüş, hatta vatandaşımızın tabiriyle “erkekten emeklilik” olarak bir sosyal güvenceye dönüştürülmüş durumdadır. 

Bir yuva kurmak, çoluk çocuk sahibi olmak gayesiyle evlenen erkeklerin karşılaştığı ceza böyle olmaması lazım. 

Mevzuattaki açıklar, kötü niyetli bayan eşlerin kötüye kullanmasını engellemek açısından derhal giderilmelidir. 

Yürürlükteki kanunlarla yapılan boşanmalarda iki kesim çok mağdur durumdadır:

Erkek eşler ve çocuklar.

Erkeklerin süresi belli olmayan nafaka ödemesine mutlaka bir süre getirilmeli ve bu süre bir yıldan uzun olmamalıdır. 

Boşanan eşlere, hakaretler nedeniyle astronomik rakamlarda tazminat ödettirilmektedir. 

Atalarımız “bir aradaki kap kacak tıngıraşır” demişler. 

Bir ailede yaşayan aile bireylerinin sözlü sataşmalarından dolayı ödenmeye mahkum edilen tazminatlar, yuva yıkmaya teşvik edici mahiyettedir, derhal kaldırılmalıdır. (Önceden eşi tarafından mihir, takı gibi adlar altında kadına verilmiş haklar müstesna)

Olan çocuklara olmaktadır. 

Tarafların birbirlerine maddi ceza verme gayesiyle yuva yıkmalarını, küçücük sabiler anlayamamakta, ailelerinin yıkılmalarından derin bir üzüntü ve psikolojik travmalar yaşamaktadır. 

Çocukların geleceği için, küçük çocuğu olan ailelerin boşanmaları zorlaştırılmalıdır. 

Çocukların hatırına bunu yapmak toplumsal bir görevdir.

Yuva yıkma azminde olan ve yuvayı terk eden eşe asla çocukların velayeti verilmemelidir. 

Çünkü çocuklar acımasızca silah olarak kullanılmaktadır. Ve babaya düşman yetiştirilmektedir. 

Çocuğun doğduğu yuvada(döşekte) hayatına devam etmesi sağlanmalıdır.

Eğer bu düzenlemeler acilen yapılmazsa 10 yıl içinde Türkiye’de aile kurumu kalmayacak, Avrupa’dan beter bir hale gelebileceğiz. (Allah toplumumuzun temel taşı olan aileleri korusun)

Boşanmalarda, maddi gelir elde etme gayesinin önüne geçildiği zaman, görülecektir ki, aile kurumu korunmuş olacak, hem “erkekten emeklilik” diye kanayan bir yara olmayacak hem de tazminat ve uzun süreli nafaka alamayacağını anlayan bayan eşler, yuvalarına sahip çıkacaklar, geçimsizliğe dair çözümlerini, yuva içinde arayarak vefakar anne olma özelliklerini devam ettireceklerdir. 

Erkeklere de düşen görev, eşlerine ve çocuklarına karşı asla merhameti elden bırakmamalarıdır. Hele şiddet aileye asla sokulmaması gereken yıkıcı bir zillettir. Affedici olmak ilk insan adem babamızdan bize mirastır. (Bilirsinin O, eşi yüzünden Cennet’ten kovulmuş, yeryüzünde eşini bulup onunla ömrünü tamamlamış, yine adıl yurtları Cennet’e eşiyle birlikte gireceklerdir.)

Erkeklere lazım olan merhamet, yaratıcı tarafından kalplerine yerleştirilmiştir.

Bunu kullanmasını bilen erkekler yuvalarını kolaylıkla koruyabilirler.

Günleriniz huzur, yarınlarınız umutla dolsun.

Instagram: @zoranoglu

Facebook: facebook.com/SalihZORANOGLU

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kanaldenizli.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.